Previous Page  8 / 68 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 8 / 68 Next Page
Page Background

HABERLER

barobirlik

8

Bugün 20 Kasım 2016. 196 Devlet

tarafından imzalanan ve üzerinde

neredeyse tüm dünyanın mutabık

kaldığı tek insan hakları metni olan

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına

Dair Sözleşme’nin kabul edilme-

sinin 27. yılı; bilinen adıyla “Dünya

Çocuk Hakları Günü”. Ne acıdır ki,

çocukları, sevinci, umudu, geleceği

anmamız gereken bir günde üzgü-

nüz, endişeliyiz ve öfkeliyiz.

TBMM Genel Kurulu’na, 17 Kasım

2016 tarihinde, 438 sıra sayılı Kanun

Tasarısı’nın görüşülmesi sırasında,

İstanbul Milletvekili Mehmet Muş,

Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Kı-

rıkkale Milletvekili Ramazan Can,

Hatay Milletvekili Hacı Bayram Tür-

koğlu, İstanbul Milletvekili Halis

Dalkılıç, ve Osmaniye Milletvekili

Mücahit Durmuşoğlu imzasıyla su-

nulan bir önerge ile; cinsel istismarı

gerçekleştiren kişinin mağdurla ev-

lenmesi halinde kendisinin ve eyle-

me katılan diğer herkesi cezasının

ertelenmesinin ve hükmün açıklan-

masının geri bırakılmasının önünü

açan ve adeta istismarı devlet eliyle

normalleştiren bir düzenleme geti-

rildiğine büyük bir dehşet ve endişe

içerisinde tanık olduk.

Bu utanç tasarısı yasalaşırsa olacak-

ları görmek için kâhin olmaya gerek

yoktur. Aşağıda sınırlı olarak sayılan

birkaç örnek, tek başına durumun

vahametine delildir:

• Bu yasa sadece ceza evlerindeki

değil, hali hazırda yargılanan bin-

lerce cinsel istismarcının fiilen ve

hukuken affedilmesi sonucunu

doğuracaktır.

• Sorunlu toplumsal normların za-

ten ört bas etmeye uğraştığı cin-

sel istismar vakaları, bir hızır gibi

yetişen “evlenme” olanağıyla iyi-

den iyiye karanlıkta kalacaktır.

• Çocuk yaşta evliliklerin sayısında

patlama yaşanacaktır.

• Zaten ayrımcı toplumsal norm-

ların kıskacında kalmış olan kız

çocukları, bu yolla iyice güçsüz-

leşecek, evlenme baskısına dire-

nemeyerek çocuk yaşta, hem de

istismarcılarıyla evlendirilecek-

lerdir.

• Çocuk yaşta evlendirilen kız ço-

cuklar için eğitim artık bir hayal

olacaktır.

• Yasayla topluma da yanlış bir

mesaj verilerek, çocuk istismarı

ve çocuk evliliklerle toplumsal

düzeyde mücadelenin önüne set

çekilecektir.

• Yasayı savunanların sürekli atıf

yaptığı “failin kusuruyla boşan-

ma” meselesinin, karşılığında 10

yıldan fazla bir ceza tehdidinin

bulunduğu bir ortamda kadının

iradesiyle gerçekleşemeyeceği

ise gün gibi ortadadır.

Lafı uzatmaya gerek görmüyoruz.

Bunun anlamı çocuk istismarının

devlet eliyle normalleştirilmesi, af-

fedilmesi, daha da korkuncu; teşvik

edilmesidir. Bunun anlamı, eski Türk

Ceza Kanunu’nun utanç verici hü-

kümlerinden birinin, gerici söylem-

den devşirilen mağduriyet büyü-

süyle diriltilmesidir. Bunun anlamı,

Sayın Adalet Bakanı’nın itiraf ettiği

üzere, çocukları korumakla görev-

li olan kamu görevlilerinin bunun

yerine çocukların evlendirildiği dü-

ğünlere gittiği bir Türkiye’yi meşru

hale getirmektedir. Bunun anlamı,

toplumu evrensel değerler çizgisine

çekmeye uğraşmak yerine, evrensel

değerleri “halk bunu istiyor” popü-

lizmiyle toplumun sorunlu eylemle-

rine indirgemektedir.

Türkiye Barolar Birliği olarak çocuk-

ların, istismarcılarıyla evlendirilmesi

ve çocuk evliliğinin teşviki sonu-

cunu doğuran böyle çağ dışı bir

öneriyi meclis gündemine taşıyan

düşünce yapısını sorunlu gördüğü-

müzü belirtiyor, evrensel hukuka,

çocuk haklarının temel ilkelerine,

ülkemizin uymakla yükümlü olduğu

uluslararası sözleşmelere, anayasa-

ya ve kamu vicdanına aykırı buldu-

ğumuzu ilan ediyoruz!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın

41. maddesine göre, “Devlet, her

türlü şiddete karşı çocukları koru-

yucu tedbirleri alır.” Bu anayasal

düzenleme, tüm yetkililerin hukuki

sorumluluğunda olan çocuğun her

türlü istismara karşı korunmasına

yönelik bir acil eylem planının ha-

yata geçirilmesini zorunlu kıldığı

halde, çocukların, istismarcılarıyla/

tecavüzcüleriyle

evlendirilmesini

yasal bir temele oturtmaya çalış-

mak anayasal bir suçtur!

Yine, ülkemizin taraf olduğu ve iç

hukuk normu olan Birleşmiş Mil-

letler Çocuk Haklarına Dair Sözleş-

me’nin 19. maddesi uyarınca, “Bu

Sözleşmeye Taraf Devletler, çocu-

ğun bedensel veya zihinsel saldırı,

şiddet veya suiistimale, her türlü

istismar ve kötü muameleye karşı

korunması için; yasal, idari, toplum-

sal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

Bu tür koruyucu önlemler; çocuk-

lara kötü muamele olaylarının ön-

lenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi,

yetkili makama havale edilmesi, so-

ruşturulması, tedavisi ve izlenmesi

için gerekli olduğu takdirde adli-

yenin işe el koyması olduğu kadar,

durumun gereklerine göre çocuğa

gereken desteği sağlamak amacı ile

sosyal programların düzenlenmesi

için etkin usulleri de içermelidir.”

Kaldı ki, 5395 sayılı Çocuk Koruma

GÜN, İSTİSMARCILARI DEĞİL,

ÇOCUKLARI KORUMA GÜNÜDÜR!