Previous Page  5 / 68 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 5 / 68 Next Page
Page Background

HABERLER

barobirlik

5

Kararı Işığında Güncel Sorunlara

Bakış”,

• “Uluslararası Hukuk Emredici Hü-

kümleri ile OHAL İlişkisi”,

• “İHAS Bağlamında OHAL Uygu-

lamaları”,

• “KHK’in Uygulamada ve Savun-

ma Hakkının Kullanılmasında Ya-

rattığı Sorunlar”

Bilimsel açıdan ele alınmış, yapılan

değerlendirmeler ile KHK’in uygu-

lamada ve savunma hakkının kul-

lanılmasında yarattığı sorunların

tartışılması sonucunda tespit edilen

hususların kamuoyuyla paylaşılması

kararlaştırılmıştır:

Anayasayı, hukuk devletini ve

TBMM’yi askıya almayı ve bir iç sa-

vaş çıkarmayı hedeflediği aşikâr olan

15 Temmuz darbe girişimi karşısın-

da; her zaman hukukun üstünlüğü-

nü savunan Türkiye Barolar Birliği ve

Barolar, darbeye ve darbecilere karşı

olma iradesini net bir kararlılıkla or-

taya koymuşlardır.

Sürecin başından beri yaptığımız

bütün uyarılara rağmen, son ola-

rak 29 Ekim 2016 tarihinde Resmi

Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe

giren 675 ve 676 sayılı Kanun Hük-

münde Kararnamelerle; kuvvetler

ayrılığı, yargı bağımsızlığı, adil yar-

gılanma hakkı, adalete erişim hakkı,

masumiyet karinesi, basın ve ifade

özgürlüğü, üniversitelerin özerkliği,

savunma hakkı başta olmak üzere

hukuk devletinin temel niteliklerine

ilişkin bazı mekanizmalar askıya

alınmış, bu çerçevede hukuk güven-

liği yok edilmiştir.

Bu nedenle aşağıdaki hususların bir

kez daha kamuoyunun bilgisine su-

nulması zorunlu olmuştur:

1.Olağanüstü dönemlerde KHK’lerle

bazı haklar geçici olarak sınırlandı-

rılabilir. Ancak bu sınırlandırmaların

geçici olduğu unutulmamalı ve hak-

kın özüne dokunulmamalıdır.

2.KHK’lerle savunma hakkına geti-

rilen sınırlamaların çarpan etkisiyle

bütün bir adalet ve hukuk sistemini

çökertebileceği unutulmamalıdır.

3.Getirilen sınırlamalar demokratik

bir toplum için “gerekli ve ölçülü”

olmalıdır. Oysa yapılan düzenleme-

lerin bu standartları sağlamadığı

görülmektedir.

4.KHK’lerle getirilen ve zaten ölçü-

süz olan bu düzenlemelerin kanun-

laştırılarak başta CMK olmak üzere

olağan dönem kanunlarına sirayet

ettirilmesi, “olağanüstü halin” ola-

ğan zamanda dahi hiç bitmemesi

anlamına gelecektir.

5.Söz konusu KHK’lerle savunma

hakkını ölçüsüz biçimde kısıtlayarak

ve meslek sırrını yok sayarak, sanık

aleyhine hukuka aykırı bir takım

delillerin elde edilmesine imkan ta-

nınmaktadır. Oysa bu delillerin ya-

pılacak yargılamalarda kullanılması

AİHM içtihatlarına açıkça aykırılık

taşımaktadır. Ayrıca mahkeme ka-

rarına dayanmayan ve istihbarat

amaçlı dinlemeler, yapılacak yargı-

lamalarda delil olarak kullanılamaz.

6.Olağanüstü hallerde yakalama,

gözaltına alma ve tutuklama için

bu koruma tedbirleri için öngörülen

şüphe standartlarına uyulması ve bu

şüpheyi destekleyen somut delillerin

var olması gerekir.

7.AİHS’ne, Anayasaya ve iç hukuk-

taki genel düzenlemelere aykırı ve

yargısal denetime kapalı olarak

mülkiyet hakları sınırlandırılamaz,

kimsenin işine son verilemez. Vatan-

daşların hak kaybına uğramaması

için mülkiyet hakkı ihlalleri ve kamu

görevinden çıkarma gibi işlemlerin

yargı denetimine tabi olduğu unu-

tulmamalı ve etkili iç hukuk yolları

sırasıyla tüketilmelidir.

8. Türkiye’nin, uluslararası hukukun

emredici kurallarından doğan yü-

kümlülükleri ile Anayasamızın 90.

maddesi çerçevesinde temel hak ve

özgürlüklere ilişkin uluslararası ant-

laşmalardan doğan yükümlülükleri-

nin, OHAL ile ilgili olmayan husus-

larının da yerine getirilmeye devam

edilmesi hassasiyetle gözetilmelidir.

9.Olağanüstü hallerde dahi KHK’le-

rin yargısal denetimini yapma gö-

revi Anayasa Mahkemesine aittir.

Mahkeme yapılan düzenlemelerin

olağanüstü halin gerekleriyle bağ-

daşıp bağdaşmadığını her durumda

denetlemek 3 durumundadır. Aksi

davranış, Mahkemenin varlık sebe-

bini inkar etmesi anlamına gelir.

Özetle;

• Avukatın şüpheli ile görüşmesi

zorlaştırılarak, sınırlandırılarak,

denetlenerek, görüşmeleri kayda

alınıp, tuttuğu notlara dahi el ko-

yularak;

• Avukat müvekkil görüşmesinin

gizliği ve meslek sırrı ihlal edile-

rek,

• Silahların eşitliği ilkesi yok sayıla-

rak,

• Çelişme yöntemi yerine dosya

üzerinden tutukluluk incelemesi

getirilerek,

• Uzun süreli kısıtlama kararlarıyla

müdafiiden soruşturma dosyası

saklanarak,

Suçlu suçsuzdan, haklı haksızdan

ayırt edilemez.

Avukat ile müvekkilini aynı statüye

koyan, avukatlık mesleğini icra edi-

lemez hale getiren; savunma hakkı-

nı, adil yargılanma hakkını, adalete

erişim hakkını, silahların eşitliği ilke-

sini, masumiyet karinesini, avukatın

sır saklama yükümlülüğünü ağır bir

biçimde ihlal eden bu düzenleme-

ler bir hukuk devletinde asla kabul

edilemez.

Fiilen yapılamaz hale getirilen avu-

katlık, dolayısıyla savunma hakkı

üzerindeki baskıların ve evren-

sel hukuk ilkelerine aykırı olarak

KHK’lerle getirilen tüm sınırlamala-

rın derhal kaldırılmasının gereklili-

ğini bir kez daha vurguluyoruz.

Kamuoyuna saygıyla sunulur.