Previous Page  12 / 68 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 12 / 68 Next Page
Page Background

HABERLER

barobirlik

12

Cehalet yönetemez. Cehaletin böy-

le bir yeteneği yoktur.

Cehaletin yönetiminde hamaset ve

kör inanç iktidardadır. Bu da yet-

mezse tahakküm yardıma gelir. Ce-

halet yönetimi yurttaşlardan sorgu-

suz itaat ister.

Oysa her insan; yaratıcı, araştırmacı,

sorgulayıcı ve bilgin olma potansi-

yelini taşıyarak doğar. İnsan doğa-

nın bir parçasıdır ve doğa yasalarına

bağlı olarak hayatta kalma mücade-

lesi verir. Hayatta kalma tutkusu, in-

sanı karşılaştığı problemleri çözme-

ye zorlar. Hayat, problem çözmek

demektir. Bu yönüyle hayatta kalma

mücadelesi, bilgi üretimi sağlar. Bil-

gi, üretilen ve eğitim ve öğretim yo-

luyla aktarılan, aktarıldıkça çoğalan

bir değerdir. Bilim, bilginin sistem-

leştirilmesiyle ortaya çıkar.

Bilen insan, bildiklerine aykırı bir

durumla karşılaşınca bunun ne-

denini doğal bir refleksle sorgular.

Bilmeyen ise o durumu kabul eder.

Söylenenlere inanır ve itaat eder.

Hayatta karşı karşıya olduğumuz

temel tercih şudur: Ya, kuşku du-

yup sorgulayacağız, ya da inanıp,

itaat edeceğiz. Bu yöndeki tercihi-

mizi belirleyen en önemli etmen,

uygulanan eğitim sistemidir. Çünkü

insanın hayata ve olaylara bakışının

şekillenmesinde büyük role sahip

olan eğitim sisteminin kapsam ve

içeriğine göre yetişen kuşaklar, ya

itaatkâr, ya da sorgulayıcı bir kişiliğe

sahip olurlar.

Sosyal ve siyasal bir gerçeklik ola-

rak, egemen gücün / iktidarların,

sorgulanmaktan, denetlenmekten

genel olarak hoşlanmadığı bilin-

mektedir. Bu nedenle iktidarlar, ko-

layca inanan, itaatkar insanlar yetiş-

tirmek isterler. Aynı şey, dogmatik

anlayışa dayalı inanç sistemleri ve

ideolojiler içinde geçerlidir. Biliyo-

ruz ki; bir ideolojiye, bir dine, bir

politikaya ya da egemen bir sınıfa

boyun eğerek yetiştirilen insanlara

daha sonra evrenselci bir araştırma

ruhu aşılansa bile, o insanlar, çeliş-

kisini giderme ve biçimsel bir öz-

gürlüğün tutsağı olduğunu görme

imkanına kolay kolay kavuşamaz.

Ancak insanlık tarihi bize başka bir

gerçekliği de göstermektedir. İn-

sanlığın bugünkü düzeyine gelmesi

sorgulayan, araştıran, bilgisini ço-

ğaltan cesur insanlar sayesindedir.

Tarih boyunca devrimleri gerçek-

leştirenler de, sayıca azınlıkta olan

bu insanlardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu

da, sayıca az, yurtsever, devrimci bir

kadroya borçluyuz.

CEHALETİN TAHAKKÜMÜ

Av. Başar YALTI

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı

‘Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir, fendir’

Kemal Atatürk