Previous Page  11 / 68 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 11 / 68 Next Page
Page Background

HABERLER

barobirlik

11

Kadınlara şiddet uygulanması bir

insan hakkı ihlalidir. Demokrasinin

yolu cinsiyet eşitliğinden geçer.

Kadınların şiddet yaşadığı, hak ve

fırsat eşitliğinden yararlanamadığı

toplumlarda kalkınmadan söz edi-

lemez.

5 Kasım 1960’ta diktatörlüğe karşı

mücadele eden üç kadının (Mibarel

kardeşler) tecavüz edilerek vahşice

öldürülmesinin ardından 1999’da

25 Kasım tarihi Birleşmiş Milletler

tarafından “Uluslararası Kadına Kar-

şı Şiddete Hayır Günü” ilan edildi.

Peki aradan geçen onca zamandan

sonra ne değişti?

Kadınlar hala hayatlarının her ala-

nında şiddete maruz kalıyor, ölüm

ve şiddet gerekçeleri farklı görül-

mekle birlikte, kadınların pek çoğu

sadece kadın oldukları için ve ken-

dilerine tanınan cinsiyet rollerinin

dışına çıktıkları için öldürüldüler.

Kadının maruz kaldığı şiddeti nasıl

hak ettiğini anlatmak üzere kurul-

muş olan eşitsiz, adaletsiz, cinsiyet

körü sistem varlığını sürdürdüğü ve

kadına yönelik ayrımcılığın sona er-

mesi için gereken önlemler alınma-

dığı sürece de cinayetler ve kadına

yönelik şiddet sürecektir.

Uluslararası normlar kadınların in-

san haklarını, insan hakları yelpa-

zesinin bütünü üzerinden tanımla-

makta, kadınların insan haklarının

korunması, bütün insan haklarının

kadınlar için erkeklerle eşit biçimde

tanınması korunması ve ihlallerin

önlenip cezalandırılması demektir.

Bu anlayış yalnızca, kadınlara karşı

şiddeti değil, kadınlara karşı top-

lumun ekonomik, siyasal ve sosyal

tüm alanlarında yapılan ayrımcılığa

karşı durmayı gerektirir.

Kadınlara yönelik yasal haklar ko-

nusunda önemli gelişmeler kay-

dedilmekle birlikte, kadına yö-

nelik şiddet ve kadın cinayetleri

konusunda günümüzde maalesef ki

önemli artış gözlenmektedir. Dünya

üzerindeki kapitalist, ataerkil ve mi-

litarist yaklaşımlar kadınların zaman

ve yer kavramı olmadan maruz kal-

dığı şiddetin boyutu her geçen gün

arttırmaktadır.

Devletin tüm kurumlarıyla sorunu

çözme görevi vardır. Anayasamızın

ilgili maddesini devletin her kade-

mesinde yer alanlara hatırlatmak-

la birlikte md.10 “Herkes, dil, ırk,

renk, cinsiyet, siyasi düşünce, fel-

sefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin

kanunda önünde eşittir. Kadınlar ve

erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet

bu eşitliğin yaşam geçmesini sağla-

makla yükümlüdür. Bu maksatla alı-

nacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı

olarak yorumlanamaz” demektedir.

Her yıl tekrar ettiğimiz gibi bu yıl

da;

- “Toplumsal cinsiyet eşitliği” ana-

okulundan başlayarak yaşamın

her alanında bireylerin eğitimi-

nin içerisine alınmalıdır.

- Kadına yönelik şiddetin tüm

biçimleri için (ensest, taciz, te-

cavüz, işkence, dayak, ucuz iş

gücü, emek sömürüsü, eğitim

hakkının elinden alınması…) et-

kin bir mücadele mekanizması

oluşturulmalıdır.

- Kadını bir eşya-meta-mal gibi

gören yönetimsel sistemler ve

bakış açıları değiştirilmeli, çıka-

rılacak veya çıkarılmaya çalışılan

yasalarda bu konulara özellikle

dikkat ve özen gösterilmelidir.

- Şiddet mağdurlarının soruştur-

ma ve yargılama aşamasındaki

karşılaştığı güçlükler yeniden

kişinin mağduriyetine yol açma-

yacak şekilde düzenlenmelidir.

- Medyada kadına yönelik şid-

det, taciz, tecavüz haberlerinin

kamuoyuna aktarılırken ve gör-

sel basında “evlendirme prog-

ramları” adı altında yayınlanan

programları etik davranmaya,

kadının mağduriyetini arttıra-

cak, haberi erotize eden, kadının

yaşam biçimine ve özelliklerine

odaklanan ve yaftalayıcı, küçük

düşürücü ve şiddeti meşrulaştı-

rıcı haber ve yayın dilinden ka-

çınılmalıdır. Bu konuda RTÜK’ün

de harekete geçirilmesi etkin bir

şekilde sağlanmalıdır.

Kadına yönelik şiddet karşısındaki

sıraladığımız bu taleplerin tama-

men sona ermesini istiyoruz. Ulu

Önder Atatürk’ün bu konudaki şu

sözleriyle;

“Bizim sosyal toplumumuzun ba-

şarısızlığının sebebi, kadınlarımıza

karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri

gelmektedir. Yaşamak demek fa-

aliyet demektir. Bundan dolayı bir

sosyal toplumun, bir organı faali-

yette bulunurken, diğer bir organı

işlemezse sosyal toplum felçlidir.”

“Kadına Yönelik Şiddete Hayır” di-

yoruz.

TÜBAKKOM

13. DÖNEM SÖZCÜSÜ

OSMANİYE BARO BAŞKANLIĞI

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI

DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ’NDE TÜRKİYE BAROLAR

BİRLİĞİ KADIN HUKUKU KOMİSYONU (TÜBAKKOM)

TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMA